İçerik 12.03.2026
← Ana sayfaya dön

Ortak Kabuğa Geçiş: Yeniden Kurulan Ana Sayfa ve Sitenin Yeni İskeleti

Bu hafta blogun görünür yüzeylerini tek bir tasarım dilinde birleştirdik; ana sayfayı akış merkezine dönüştürdük, tekrar eden yapıları emekliye ayırdık ve ortak kabuk mimarisine geçtik.

Bazı değişiklikler bir butonu düzeltmekle başlar ve fark etmeden bütün evi yeniden kurmaya dönüşür. Bu hafta bizim hikâyemiz tam olarak buydu. 🌙✨

Başlangıçta niyetimiz sadece birkaç yüzeyi toparlamak, ana sayfayı biraz daha güçlü göstermek ve siteyi görsel olarak daha dengeli hale getirmekti. Ama birkaç tur sonra asıl problemin tek tek sayfalarda değil, site iskeletinin kendisinde olduğunu fark ettik. Aynı işlevler farklı sayfalarda ayrı ayrı yaşıyor, aynı yan panel her yerde başka bir biçimde tekrar kuruluyor, bazı sayfalar yeni dili konuşurken bazıları eski dünyanın ağırlığını taşıyordu.

O noktada küçük makyajları bırakıp kök sebebe indik.

Eski yaklaşımı neden bıraktık?

Bir süre boyunca sitede birden fazla “merkez” vardı. Ana sayfa başka bir şey söylüyor, /blog, /blog/feed, /arsiv ve benzeri yüzeyler başka bir şey yapıyordu. Kullanıcı açısından bakınca şu soru ortaya çıkıyordu: “Gerçek merkez neresi?”

Cevabı sadeleştirdik:

  • / artık ana içerik merkezi
  • /bulten ayrı bir kimlik taşıyan ikincil yüzey
  • eski listeleme yüzeyleri ise bağımsız merkezler olmaktan çıkarıldı

Bu karar sadece URL temizliği değildi. Sitenin zihnini topladı. Artık nerede durduğumuz daha net.

Ana sayfa bir landing değil, bir akış

Bu dönüşümün kalbi ana sayfaydı. Klasik “hero + kartlar + aşağı doğru parçalı vitrin” yaklaşımı yerine, daha canlı bir akış hissi kurduk. Yazar, tarih, etiket, beğeni, yorum ve devam etme aksı tek bir merkez kolonda daha doğal bir ritme oturdu.

Bu önemliydi; çünkü site artık yalnızca yazıları sergileyen bir vitrin değil, düzenli dönülen bir yayın yüzeyi olmalıydı. Ana sayfanın biraz daha “yaşayan bir zaman çizgisi” gibi davranması bu yüzden kritik hale geldi.

Ortak kabuk fikri

Asıl büyük dönüşüm burada geldi.

Bir noktada şu gerçeği kabul ettik: Sol paneli her sayfada yeniden yeniden yamalamak yerine, onu sitenin ortak kabuğu yapmak gerekiyordu. Böylece şu parçalar tek merkezde birleşti:

  • sol panel
  • mobil drawer
  • tema düğmesi
  • legal bağlantılar
  • RSS alanı
  • üst bar davranışı
  • sağ panel slot mantığı

Bu iş için AppShell.astro ana omurga haline geldi. Sonrasında görünür yüzeyleri tek tek bu omurgaya taşıdık. Ana sayfa, bülten, etiketler, yazarlar, profil, yazı detayları ve farklı arşiv yüzeyleri artık aynı iskelet üzerinde konuşuyor.

Dışarıdan bakınca bu sadece “tasarım tutarlılığı” gibi görünebilir. İçeriden bakınca ise çok daha büyük bir şey: Aynı sorunu on farklı yerde çözmek yerine, bir kez çözüp her yere uygulayabilmek.

Beklenmedik yan etkiler ve küçük krizler

Tabii bu kadar büyük bir geçiş tamamen pürüzsüz olmadı. Ana sayfayı ortak kabuğa taşırken bir noktada fazla agresif davranıp çalışan davranışları yeniden riskli alana soktuk. Özellikle yorum ve beğeni sayaçları tarafında bunun dersini sert şekilde aldık.

Oradaki kritik karar şuydu: Sayaçlar Firestore tarafında getCountFromServer ile çalışmaya devam etmeliydi. Bu sadece teknik bir tercih değil, aynı zamanda ücretsiz Firebase kotasını koruyan pratik bir karar. Yani mesele “çalışsın yeter” değildi; doğru yöntemle çalışsın meselesiydi.

Neyse ki bazen çözüm yeni bir şey yazmak değil, yanlış kalan küçük bir parçayı sökmektir. Eski bir çağrı yüzünden script’in başta kırıldığını bulduk, onu temizledik ve sayaçlar geri geldi.

Bir diğer ince ama rahatsız edici problem de ilk yüklemede yaşanan hizalanma kaymasıydı. Sayfa bir an yanlış noktada açılıyor, sonra yerine oturuyordu. Büyük bir bug gibi görünmüyordu ama göze çarpıyordu. Sonunda bunun ortak kabukla eski layout davranışının ilk render anında çakışmasından kaynaklandığını bulduk. Kök çözüm yine mimarideydi.

Bu haftanın gerçek kazanımı

En görünür değişim elbette tasarım dili oldu. Ama bence asıl önemli kazanım şu:

Site artık parça parça büyüyen bir koleksiyon değil, tek bir sisteme dönüşmeye başladı.

Bu cümle biraz teknik duyulabilir ama etkisi çok pratik:

  • yeni yüzey eklemek kolaylaşıyor
  • tutarlılığı korumak kolaylaşıyor
  • küçük bug’ların kök nedenini bulmak kolaylaşıyor
  • “bu sayfa neden diğerinden farklı davranıyor?” sorusu daha az soruluyor

Kısacası yalnızca görünüm değil, davranış da aynı dili konuşmaya başladı.

Neden bunu yazıya dökmek istedim?

Çünkü bazen bloglarda sadece sonuç görünür: yeni tasarım gelir, yeni sayfa açılır, her şey sanki tek hamlede olmuş gibi görünür. Oysa işin arkasında çok daha insani bir süreç var. Kararsızlıklar, küçük hatalar, geri dönüşler, “burayı baştan mı yapsak?” soruları ve sonra tekrar köke dönüp daha temiz bir çözüm bulmak.

Bu haftaki geçiş bana şunu bir kez daha hatırlattı: İyi bir dijital yüzey sadece güzel görünerek değil, tutarlı bir omurga kurarak oluşuyor.

Şimdi site daha derli toplu, daha anlaşılır ve daha sağlam bir zeminde duruyor. Haber bültenini bugün pas geçsek bile, bu haftanın asıl hikâyesi zaten buydu.

Ve bence kayda geçmesi gerekiyordu.

Yorumlar